|
Peygamber S.A.V. bir zikir sohbetinde iken bembeyaz elbiseli bir zat selam vererek dört soru soruyor;
1. Soru;
-"Kale mal imane ya Resulullah".. - İman nedir ya Resulullah?
S.A.V. Efendimiz bu soruya karşılık şöyle buyuruyor; Kalel imanü en tu'minebillahi ve melaiketehi ve bi likaihi ve rüsulihi ve tu'mine bil ba'si.
Bu hadisin Yukarıda adı geçen kitaptaki meali şöyledir: Dedi ki; iman, Allah'a Meleklerine, Peygamberlerine, öldükten sonra Allah'ı görmeye ve kıyamette yeniden dirilmeye inanmaktır.
Bu meal aslına uygun değildir, çünkü "ve likai fiili öldükten sonra Allah'ı görmek değil, ölmeden önce ruhen Allah'a ulaşmaktır. Çünkü Rabbimiz Ankebut Suresinin 5. ayeti kerimesinde, "Men kâne yercu iikaallâhi fe inne ecelallâhi leat." buyurmaktadır.
- Her kim Allah'a mülaki olmayı arzu ederse o vakit (Allah'ın onu kendisine ulaştırma zamanı) muhakkak gelecektir.
Demek ki, kişinin Allah'a mülaki olması (ulaşması) kendi dilemesi ile mümkün olabiliyor.
Halbuki ölüm Ali İmran suresinin 145. ayeti kerimesinde açıklan-landığı üzere, kişinin kendi arzusuna bağlı değildir. -Ölüm Katımızda kararlaştırılmış bir vaat'tir. Siz onu ne bir an öne alabilirsiniz ne de geciktirebilirsiniz.
Kaldı ki eğer ölümden sonra Allah'a dönüş Allah'a mülaki olmak ise, hiç kimsenin ölümü istemiyeceği kesin olduğuna göre ve herkes mutlaka öleceğine göre kim kendi arzusuyla ölmeyi talep edecek ve ölecektir? Ve Allah'da o kişiyi kendisi ölmeyi istiyor diye öldürecektir. Acaba kitaptaki meali veren kişi ölmeyi ister mi?
Ayrıca Kehf Suresinin 110. ayeti kerimesinde Allah kişinin ancak, ıslah edici amel işleyerek (Nefsini tezkiye ederek) Allah'a mülaki olabileceğini buyuruyor.
Femen kâne yercu likâae rabbihi fel ya'mel amelen sâlihan. Her kim Rabbine mülaki (ulaşmayı) olmayı arzu ediyorsa ıslah edici (Nefsini ıslah edici, tezkiye edici) amel işlesin.
Zaten Fatır Suresinin 18. ayeti kerimesi de bunu teyid ediyor. - Vemen tezekkâ feinnemâ ye-tezekka linefsihve ilallâhilmasıyr. - Her kim tezkiye olmak isterse nefsini tezkiye eder (ıslah eder) ve Allah'a doğru seyreder (Allah'a seyrü suluk eder, Allah'a ulaşır).
Ve yine Peygamber (S.A.V.) Efendimizin bir başka hadisi şerifi "mülaki" olmanın, kişinin kendi iradesine bağlı olduğunu açıklıyor. (12. cilt 2043. hadisi şerif) - Kale men ehabbe likaallah'i e-habballahü likaehü. - Ve men kerihe likaallahi kerihallahü likaeh. Her kim Allah'a mülaki olmaya (ulaşmaya) muhabbet beslerse (severek arzu ederse) Allah'ta onu kendisine mülaki kılmaya muhabbet duyar. Her kim de Allah'a mülaki olmayı arzu etmezse, bunu kerih görürse Allah'ta onu kendisine mülaki kılmayı kerih görür. Bu durumda Allah'a mülaki olmayı istemeyenler hiç ölmeyecekler demektir. Oysaki herkes ölecektir. Yukarıdaki bütün mesnetler mülaki fiilinin anlamının "ALLAH'A BU DÜNYA HAYATINDA KiŞiNiN KENDi ARZUSUYLA ULAŞMASI" olduğunu kanıtlamıştır. Buna göre Hadisi Şerifin 1. bölümünün meali şöyledir; "iman; Allah'a Meleklerine, Resullerine, Allah'a ölmeden evvel ulaşmanın varlığına ve farziyetine ve kıyamette yeniden dirilmeye kesin inanmaktır." Bu durumda Allah'a mülaki olmayı istemeyenler hiç ölmeyecekler demektir. Oysaki herkes ölecektir.
2. Soru;
- Kale mal İslam Ya Resulullah" - İslam nedir Ya Resulullah? - Kalel islam en ta'budallahi ve la tuşrike bihi ve tukimassalat tu'tiyezzekatel mefrudate ve tesume ramazan. Adı geçen hadis kitabındaki meali. İslam odur ki; Allah'a ibadet etmek ve ona şirk koşmamak, namazı kılmak, zekatı vermek ve ramazanda oruç tutmaktır.
Bu meal de gerçekleri yansıtmıyor. Çünkü;... "En ta'budullah: ibadet etmek değildir. Allah'a kul olmaktır. Ve abidliğin yani ibadet etmenin neticesinde ulaşılan bir mertebedir. Namaz da, zekat ta, oruç ta ibadettir. Böyle olunca neden tekrar ibadet edin densin? Bir defa burada bir mantıksızlık var. Kaldı ki, Rabbimiz kulluk için Kur'an-ı Kerim'inde yeterli açıklamayı yapmıştır. İslam; Teslim olmak ve sulh ve sükuna yani mutluluğa ulaşmaktır. Dolayısıyla kullukta asgari standartlarda ruhun Allah'a teslimi ile Allah'a mülaki olmakla gerçekleşir. Allah'a kul olmak ezelde (kalu bela günü) Rabbimize verilen bir 'AHD" in gereğidir. Yasin Suresinin 60 ve 61. ayeti kerimelerinde şöyle buyuruluyor:
Elem A'had ileyküm ya beniy ademe en la ta'büdüşşeytan, innehü leküm adüvvün mübiynün. Ve eni'büduniy hazâ sıratın müstekıym. - Ey Adem oğulları ben sizden şeytana kul olmayın o size açık bir düşmandır. Bana kul olun, işte bu Sıratı Mustakiymdir. Dîye AHD almadım mı?
Sonra bu ahdi yerine getirmemiz için de Bakara Suresinin 21. ayeti kerimesinde; Kul olmamızı farz kılmış.
Ya eyyühannâsu'büdu Rabbekümülleziy halekaküm, velleziyne min kabliküm le'alleküm tettekun. -Ey insanlar sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kul olun ki, Takva sahibi olabilesiniz.
İşte bu ahdi yerine getiren kişi kul olabilir bunun için Fecr Suresinin 26, 27, 28, 29. ayeti kerimelerinde,
Vela yusiku ve sakahu min ehad. Ya eyyetühennefsül mutmainneh. İrci'y ilâ rabbiki radiyeten mardıyyeh fedhuliy fiy ibâdiy. Sizden Allah'tan başka hiç kimse AHD almamıştır. Ey mutmain olan nefs Allah'tan razı ol, ve Allah'ın rızasını kazan(nefsin tezkiye olması) Rabbine dön. (Ruhun Allah'a mülaki olması) O zaman kullarımın arasına gir. (Fizik vücudun Allah'a kul olması)
Demek ki; Bir kimsenin kul olması, önce nefsinin tezkiyesine sonra ruhunun Allah'a mülaki olması ile (Rabbine ulaşması) mümkün oluyor. Nefis tezkiyesi ve ruhun Allah'a ulaşması (mülaki olması) Hiç kimsenin kendi başına başaramayacağı bir şey olduğuna göre bu hususta Rabbimizin tayin ettiği Resul, Mürşid ve hidayetçi adı altındaki yetkilileri Allah'tan sorarak onlara tabi olmak şartıyla kul olmamız mümkün olacaktır. Kulluktan sonra da ibadetlere devam edilecektir. Nahl Suresinin 36. ayeti kerimesinde,
Ve lekad be'asna fiy külli ümmetin resulen. Eni'büdullâhe vectenibuttağuut. And olsun ki, biz her ümmet için Resullerimizi şeytana kul olmaktan kaçındırıp, Allah'ın kulluğuna ulaşmalarını sağlamak için görevli kılarız.
Bu açıklama doğrultusunda hadisi şerifin 2. bölümünün meali; İslam: (Şeytana kul olmayıp yalnız) Allah'a kul olmak ve şirkten kurtulmak, namazı kılmak, zekatı vermek ramazan orucunu tutmaktır.
3. Soru;
- Kale mal ihsanü Ya Resulullah? - ihsan nedir Ya Resulullah? - "Kale men en ta'budallahe keenneke terahü fe in lem tekün terahü fe innehü yerake. - ihsan Allah'ı görüyormuş gibi İbadet etmektir. Eğer sen Allah'ı görmüyorsan o seni görür.
4. Soru;
- Kale metassaat? - Kıyamet ne zamandır Ya Resulullah? - Onu soran sorulandan daha iyi bilir. İşte bu anda suali soranın Cebrail A.S. olduğu ortaya çıkmıştır. Onun için hadis Cibril Hadisi olarak bilinir, Kütübü Sitte'de ve diğer hadis kitaplarında yer almıştır. 1.11.1991 \S\ Her kim Allah'a mülaki olmaya (ulaşmaya) muhabbet beslerse (severek arzu ederse) Allah'ta onu kendisine mülaki kılmaya muhabbet duyar.
Her kim Allah'a mülaki olmayı arzu etmezse, bunu kerih görürse Allah'ta onu kendisine mülaki kılmayı kerih görür.
|