Tasavvuf; Ruhen Allah'a ermek, fiziken muhsin, nefsen muhlis ve irade olarak da Allah'a teslim olmak demektir.

Canana canı gönülden ulaşmayı dile.. Mevlana Hz.

Konferans duyurusu: Her Pazar saat 13.00-17.00 arası Konya Tasavvuf  Derneği konferans salonu'nda Şemsi Tebrizi Türbesi yanı. Giriş ücretsizdir.

Sualler ve Cevaplar

SORU: Tarikat Nedir?

CEVAP: Tarik yol demektir. Tarikatların hepsi Allah'ın müsaadesiyle kurulmuştur. Tarikat dediğimiz şey, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) devrinden başlıyor. Bu olayın içinde insanın Allahu Teala'ya ulaşması var. Fizik bedeninin Allahu Teala'ya kul olması, nefsin tezkiyesi var.

Peygamber Efendimiz (SAV) den günümüze uzantısı olan bütün tarikatlar Allah'ın emriyle, ilmi ile ve de müsaadesi ile kurulmuştur. (A) tarikati, (B) tarikati, bütün tarikatlar onun yolundadır. Bunların hepsinin bütünü tasavvufu teşkil etmektedir. Her tarikatta 7 Fatiha okunur ve bu Fatiha o tarikatin silsilesi boyunca gelen 14 büyüğe (saadat) hediye edilir. Tasavvufta ise hiçbirisi hangisi olursa olsun bunun dışında kalmazlar. Yani bütün saadatlara Fatiha okunur.

 

Peygamber Efendimiz (SAV)den bu tarafa devam edebilen tarikatlar bundan 14 asır evvel Hak Teala'nın bütün emirlerini yerine getirmek istikametinde çalışan sahabeyle başlamıştır. Peygamber Efendimiz (SAV) ve sahabe ne yaptı ise aynı şeyleri devam ettiren guruplar... Zamanımızda da bir çok tarikatın yaşadığını görüyoruz. Hepsi Allah'ın yolundadır. Allah onlardan razı olsun.

Öyleyse tarikatla tasavvufu birbirine karıştıranlar şunu bilecekler ki, "Tasavvuf" bütün tarikatların ötesinde, hepsini eşit kabul eden, hepsinin mürşitlerine birden Fatiha okuyup hediyeler gönderen bir özellik taşır.

Devamını oku...
Kör, sağır ve dilsiz olmak PDF  Array Yazdır Array  e-Posta
Konya Tasavvuf Derneği - Tasavvuf Kavramları

Acaba Allahû Tealâ bununla ne demek istemektedir? Evvelâ şunu söyleyelim, herkes doğuşundan itibaren kör, sağır ve dilsizdir. Ama diyeceksiniz ki; insanların %90’dan fazlasının belki %99’dan fazlasının kör, sağır ve dilsiz olmadığını biliyoruz. Görüyorlar, işitiyorlar. Ama yine de kör, sağır ve dilsizler. Bu âlemdeki alelâde şeyleri anlamak, görmek ve işitmek idrak etmek konusunda değil, Allah’ın söylediklerini görmek, işitmek ve idrak etmek anlamında kör, sağır ve dilsizlerdir.

Kur’ân-ı Kerim’de, Allahû Tealâ insanlara emirler vermiştir, buyuruyor ki:

-20/TÂHÂ-124: Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.
Ve kim Benim zikrimden yüz çevirirse, o taktirde mutlaka onun için sıkıntılı bir geçim (hayat) vardır. Ve kıyâmet günü onu, kör olarak haşredeceğiz.

-20/TÂHÂ-125: Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran).
(Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.”

“Bana ulaşmayı dileyeceksiniz. Eğer dilemezseniz, siz ölüsünüz. Siz körsünüz. Siz sağırsınız. Siz idrakten acizsiniz. İdrak edemezsiniz. Biz onları kör olarak haşr edeceğiz. Onlar da kıyâmet günü bize diyecekler ki ama dünya üzerinde yaşarken biz görüyorduk.”

İşte o insanlar bizim anlattığımız mânâda kör, sağır ve dilsiz olanlardır. İnsanlar bu dünyaya gelmişler, yaşadıklarını zannediyorlar ama Allah’a göre yaşamıyorlardır, ölüdürler.

Fıkrayı hatırlayın. Avcı anlatıyor: “Aslan ağzını açmıştı. Ben de kafamı aslanın ağzından içeriye soktum, aslan da beni yedi. Ölmüştüm.” Arkadaşları: “İyi ama yaşıyorsun.” dediğinde avcı:“Siz buna yaşamak mı diyorsun, Allah’ını seversen.” diyor.

Allahû Tealâ’nın yarattığı her insan mutlaka başlangıçta kör, sağır ve dilsizdir. Dalâlettedir, küfürdedir. Bütün negatif faktörler üzerindedir. Doğduğundan hangi noktaya kadar bütün negatif faktörler üzerindedir? Allah’a ulaşmayı diledikleri noktaya kadar

O noktaya kadar herkes ölüdür. Herkes kör, sağır, dilsiz, idraksizdir. İnsanların gözleri var ama hidayetçiyle hidayetçi olmayanı birbirinden ayıramayan gözlere sahiptirler. Onların kulakları vardır ama onlar, hidayetçinin söylediğini anlayamayan, duyamayan, işitemeyen kulaklardır. Onların işitme hassaları vardır ama hidayetçinin söylediğini işitemeyen hassalardır. Kulaklar işitemez. Çünkü kulaklarda vakra vardır. İşitme hassaları işitmez. Kulaklar duymaz çünkü kulaklarda vakra vardır. Duysaydı, işitme noktasına ulaştıracaktı ve kişi mânâsına varacaktı. İşitme hassası da çalışmaz. Çünkü mühürlüdür. Olay bu kadar mı? Hayır. O kişinin kalbinde ekinnet vardır. O kişinin kalbi mühürlüdür ve kalbinde küfür vardır. Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes için, kâfirdir diyor. İyi ama adam Allah’a inanıyor.

Allah’a inanması Allah’a yetmiyor. Mü’min olabilmesi için kişinin mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzımdır. Öyleyse kör, sağır ve dilsiz insanlardan Allah’ın muradı nedir?

Allahû Tealâ diyor ki:

-6/EN'ÂM-36: İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra ona döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)

Allahû Tealâ diyor ki: “Sen mezardaki ölülere işittiremezsin. Davete sadece işitenler icabet eder.”

Kur’ân-ı Kerim bu insanlar için kâfir hüviyeti vermiştir.

-2/BAKARA-6: İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).
Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü’min olmazlar.

-2/BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun) ve lehum azâbun azîm(azîmun).
Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem’î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.

“Habibim, sen o insanlara söylesen de söylemesen de birdir. O kâfirler mü’min olmazlar. Onların basar isimli görme hassalarının üzerinde gışavet adlı bir perde çektik. Onların sem’i isimli işitme hassaları mühürlüdür. Onların kalpleri idraksizdir. Onların kalpleri de kalplerindeki idrak hassası da mühürlüdür. Görme hassası mühürlü yani üzerinde gışavet adlı bir perde vardır. İşitme hassası mühürlüdür. Evvelâ görme hassası üzerinde perde olduğuna göre, kişi göremez. İşitme hassası da mühürlüdür, kişinin işitmesi de mümkün değildir. Kalbi de mühürlüdür, kalbindeki idrak hassası çalışmaz. Kalbinde ekinnet vardır. Ekinnet olan bütün kalpler mühürlü kalplerdir. Ekinnet olan bütün kalpler kâfirlere aittir. Allahû Tealâ onların kâfir olduklarını ifade etmektedir ve burada hassalardan bahsetmektedir. Öyleyse bu insanların Kur’ân’daki adı, kâfirdir.

Bütün insanlar hayata bu standartta, kâfir olarak başlar. Herkesin görme hassalarının üzerinde gışavet vardır. İşitme hassalarının üzerinde mühür vardır. İdrak hassalarının üzerinde yine mühür vardır. Kalplerinde küfür vardır ve bu insanlar kâfirdirler. Kalplerine îmân girmemiştir.

Bu kişilerin kalplerine ne zaman îmân girecek? İnsanlar 1. basamakta olayları yaşar. 2. basamaktakiler de değerlendirir. Olayları herkes yaşar ve değerlendirir. Bu değerlendirilenlerden büyük kısmı Allahû Tealâ tarafından seçilirler, Allah’a ulaşmayı dilemek için hazırdırlar ama bunların da büyük kısmı yine Allah’a ulaşmayı dilemezler. Seçilsin veya seçilmesin Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin kurtuluşu mümkün değildir. Ne yazık ki gideceği yer, cehennemdir.

Küfrün muhtevasına dikkatle bakın. Gözler kör, kulaklar sağır, kalpler idraksizdir. Bu insanlar Bakara Suresinin 6. ve 7. âyet-i kerimelerine göre kâfirdirler. Peki, bu kadar mı? Hayır, bu kadar değil. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, Allah’a ulaşmaya inanmayanlar bu standartlar içindedir.

Allahû Tealâ diyor ki:

-17/İSRÂ-45: Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûren).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

-17/İSRÂ-46: Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.

Allahû Tealâ burada uzuvlardan söz etmektedir. Kulaklardaki muhtevaya bakıyoruz, kulaklar duymak için yaratılmıştır. İşiten, beyindeki işitme hassasıdır. Allahû Tealâ burada, gözlerdeki engelden, kulaklardaki engelden, kalplerdeki engelden bahsetmektedir. Gözlerdeki engel, hicab-ı mesture, gizli perdedir. Kulaklardaki engel vakradır. Kalplerdeki engel de, ekinnettir.

“Seni işitmelerine mâni olmak için, onların kulaklarına vakra koyarız. Seni fıkıh etmelerine mâni olmak için, kalplerine ekinnet koyarız. Seni görmelerine mâni olmak için seninle onların arasında hicab-ı mesture vardır. Sen sözlerini bitirdiğin zaman ruhlarını Allah’a ulaştırmaya inanmayanlar, nefretle arkalarını dönerler.”

Allahû Tealâ burada, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz tebliğ yaparken, insanların büyük kısmının durumundan, kör, sağır ve dilsiz insanlardan bahsetmektedir. Gözler kör, kulaklar sağır, kalpler dilsiz ve idraksizdirler. Bakara Suresinin 6 ve 7. âyetlerinde Allahû Tealâ kâfirlerden, görme hassasından, işitme hassasından, idrak hassasından bahsetmektedir. O hassaların mühürlü olduğunu söyler. İdrak hassası da mühürlü, işitme hassası da mühürlü, görme hassası da mühürlüdür. Allahû Tealâ bu insana, “Dalâlette olan insan, Allah’ın âyetlerinden gâfil olan insandır.” diyor.

Allahû Tealâ diyor ki:

-45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

-7/A'RÂF-179: Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.

Allahû Tealâ birinde hassalardan bahsederek dalâlette olanların dizaynını, ikincisinde de vücudun azasından, uzuvlarından bahsederek, dalâletin ölçüsü verilmektedir.

“Biz cehennemi insanların ve cinlerin çoğu için yarattık. Onların gözleri vardır ama o gözlerle göremezler. Onların kulakları vardır ama o kulaklarla işitemezler. Onların kalpleri vardır ama o kalplerle idrak edemezler.”

Gözler görmüyor, kulaklar işitmiyor, kalp idrak etmiyor. Kişi kör, sağır ve idraksiz yani dilsiz… Allahû Tealâ diyor ki: “Fıkıh etmezler, idrak etmezler. Onlar hayvanlar gibidirler. Hayır, hayvanlardan daha çok dalâlettedirler. Onlar bizim âyetlerimizden gâfil olanlardır.”

Kim bu insanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlar kimdir? Hepsi Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Öyleyse bu minval üzere konumuza daha çok yaklaşalım.

Allahû Tealâ Araf Suresinin 179. âyeti kerimesinde hayvanlardan daha çok dalâlette olan insanlardan bahsetmektedir. Ne demek istediğini başka âyetlerden anlıyoruz. Allahû Tealâ diyor ki:

-6/EN'ÂM-38: Ve mâ min dâbbetin fîl ardı ve lâ tâirin yatîru bi cenâhayhi illâ umemun emsâlukum, mâ farratnâ fîl kitâbi min şey’in summe ilâ rabbihim yuhşerûn(yuhşerûne).
Ve yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa (4 ayaklı) hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; sizin gibi ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

“Ne kadar hayvan türü varsa, uçanlar varsa, yürüyenler varsa ve sürünenler varsa bütün bu hayvanatın hepsi dînlerini bilirler. İbadetlerini de bilirler. Hepsinin de başkanları vardır ve başkanlarına itaat ederler.”

Hiç arı kovanını düşündünüz mü? Birbirleriyle hiç kavga etmeden nasıl çalışıyorlar? Hepsi çiçeklere gidip bal toplayıp, kovanlarına dönüyorlar. Kimin için çalışıyorlar? Kendileri için mi? Yaptıkları balın %1’ini arılara üretiyor. Geri kalan %99’u kimin için? Arılar balı insanlar için vücuda getiriyorlar? Kâinatın en üstün varlığı olan insanlar için. Arılar antenleriyle çok uzaktan birbirleriyle telsiz yoluyla hava dalgalarıyla haberleşir.

Aynı olay karıncalarda da vardır. Antenleriyle haberleşirler. Yiyeceğin depo edilmesi lâzımgelen şeylerin nerede bulunduğunu haber verirler. Bir anda orası karıncalarla veya arılarla dolar. Hangi çiçekten bal alınacağını, her arı ulaştığı zaman diğerlerine haber verir. Haberi alanlar oraya üşüşürler. Arılar birbirinden haberli, görevlerini insanlardan çok üstün bir şekilde gerçekleştiren hayvanlardır. İnsanlara örnek olan, insana benzemeyen mahlûklar…

Allahû Tealâ bize ibret olsun diye karıncaları göstermektedir. Karıncalar nasıl çalışırlar? Yuvalarına yiyecek taşırlar. Herbiri devamlı çalışmakla meşguldürler. Birisi giderken ikincisi geri döner. Giden kendisine haber verilen depoya yiyeceğin olduğu yere gidip onu yuvasına götürmek üzere harekete geçmiş durumdadır.

Bir arı kovanına dikkatle bakın. Asker arılar, kraliçe arı ve çalışan arılar diye 3 bölüm söz konusudur. Arı gibi çalışmak buradan gelir. Allahû Tealâ bu hayvanların hepsinin dînlerini bildiğini ve ibadetlerini yerine getirdiğini ifade etmektedir.

“Bu ibadetlerini yerine getiren, dînlerini bilen, çalışmaları insanlara örnek teşkil eden hayvanlar var ya, onlar dalâlette olan insanlardan daha üstündür. Dalâlette olan insanlar, o hayvanlardan daha aşağıdadır. Daha çok dalâlettedir.”

Yani ölçü dalâlette olmaktır. Hayvanlar dalâlette değiller. Allah’a ulaşmayı dileme kavramı söz konusu değildir. Cinler için de geçerli değildir. Elbette cinlerin Allah’a ulaşmaları söz konusu değildir. Çünkü ruhları yok ama onlar da nefs tezkiyesini diliyorlar ve nefs açısından hidayete eriyorlar. Diledikleri andan itibaren nefs tezkiyesi onlar için de geçerlidir. Cinler de nefs tezkiyesi yaparlar, insanlar da.

Araf Suresinin 179. âyeti kerimesinde, Allahû Tealâ hayvanlardan daha çok dalâlette olan insanlardan bahsetmektedir. Hayvanlar dînlerini bildiklerine göre, ibadetlerini yaptıklarına göre Allah’ın onlardan istediği şey her neyse, onu gerçekleştiriyorlar demektir. Bu insanlar böyle olan hayvanlardan daha çok dalâlettedirler.

Araf-179’un özelliği; dalâlette olanların vasıflarının uzuvlar itibariyle dizayn edilmesidir. Aynı dalâlet ölçüleri, Casiye-23’te de verilmiştir. Ama bu sefer uzuvlar itibariyle değil, hassalar itibariyle:

-45/CÂSİYE-23: E fe reeyte menittehaze ilâhehu hevâhu ve edallehullâhu alâ ilmin ve hateme alâ sem’ihî ve kalbihî ve ceale alâ basarihî gışâveh(gışâveten), fe men yehdîhi min ba’dillâh(ba’dillâhi), e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah, onu ilim (onun faydasız ilmi) üzere dalâlette bıraktı. Ve onun işitme hassasını ve kalbini mühürledi. Ve onun basar (görme) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir? Hâlâ tezekkür etmez misiniz?

“Habibim o hevalarını, nefslerini kendilerine ilâh edinenleri görmedin mi? Allah, onları bir ilim üzere dalâlette bırakır. Allah onları ilimleri üzere dalâlette bırakır.”

İşte bunun adı faydasız ilimdir. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin ilmi, kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. Dîn ilimlerinden hangisini hangi ölçüde insanlar bilirlerse bilsinler, eğer Allah’a ulaşmayı dilemiyorlarsa onlar Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır.

Allahû Tealâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

-10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

-10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

“Allah’ın âyetlerinden gâfil olan insanlar, dalâlettedirler. Onlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.”

Öyleyse bu bapta müesseseye dikkatle bakalım. Casiye Suresinin 23. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ, hevalarını kendilerine ilâh edinenlerden bahsetmektedir. Onların, ilim sahibi olmalarına rağmen dalâlette olduğunu ifade etmektedir. Bu ilim üzere dalâlette kalanlar, faydasız ilimleri sebebiyle dalâlette olanlardır.

Dîn âlimlerinden, kimlerin ilimleri faydasız ilimdir? Eğer ilimleri onları Allah’a ulaşmayı dilemeye ulaştıramıyorsa, o zaman bu ilim faydasız ilimdir. Onları dalâletten kurtaramayan bir ilimdir. Allahû Tealâ o faydasız ilimleri sebebiyle dalâlette kalanların durumunu uzuvlar açısından değil, hassalar açısından söylüyor.

Araf-179, dalâlette olanların, uzuvlar açısından hüviyetini vermektedir. Allahû Tealâ diyor ki: “Gözleri vardır görmezler. Kulakları vardır, işitmezler. Kalpleri vardır, idrak etmezler, fıkıh etmezler ve bunlar dalâlettedirler. Allah’ın âyetlerinden gâfildirler.”

Casiye-23’te de Allahû Tealâ bir kısım insanların dalâlette olduğunu söylüyor ama bu sefer uzuvlardan bahsetmiyor, hassalardan bahsediyor. Allahû Tealâ: “Onların görme hassalarının basar isimli, görme hassalarının üzerine gışavet adlı perde çektik.” diyor.

Görme hassaları perdeli, gışavetle örtülmüş durumdadır. Onların işitme hassaları da idrak hassaları da mühürlüdür. Kimdir bu insanlar? Onlar dalâlette olan insanlardır. Dalâlette olan bu insanlara dikkatle bakın. Bunlar burada belirtilmiyor ama Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır. Kim ilmi sebebiyle dalâlette bırakıldıysa, o Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardandır. Kimdir bu insanlar? Allah’ın yolunu yol kabul etmeyenlerdir.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

-7/A'RÂF-146: Se asrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

İşte bu insanlar âlim geçinirler. Ama ilimleri onlara hiçbir şey kazandırmaz. Sadece yeryüzünde kibirle dolaşırlar.

Allahû Tealâ ölçü veriyor: “Onlar Allah’ın bütün âyetleri görseler, onlara yine inanmazlar.”

Bütün âyetlerden Allahû Tealâ’nın muradı nedir? Allah’a ulaşmayı dilemekle başlayan, iradenin teslimiyle sona eren, insanı mutlaka cennet saadetine ve dünya saadetine en üst boyutlarda ulaştıracak olan ilimdir.

Allahû Tealâ: “Bu konudaki bütün âyetleri görseler onlara inanmazlar.” diyor. Konunun bu olduğunu hemen arkasından net olarak görebiliyoruz. “Onlar irşad yolunu gördükleri zaman, irşad yolunu kendilerine yol olarak kabul etmezler. Dalâlet yolunu, gayy yolunu gördükleri zaman o yolu kendilerine yol kabul ederler.” Zaten dalâlettedirler. Bütün insanlar doğuşlarından itibaren aynı yolda kalırlar. Dalâletten kurtulmayı hiç düşünmezler. İlimleri onları oraya ulaştırmaz.

Bu durumdaki olaya bakıyoruz; Allahû Tealâ’nın dizaynında hangi muhteva var? İrşad yolunu gördükleri zaman yol olarak kabul etmezler. Yani gayy yolunu gördükleri zaman yol olarak kabul ederler. Yeryüzünde kibirlenen bu kişiler, Allah’ın bütün âyetlerini görseler inanmazlar. Hangi konudaki âyetleri? İrşada müteallik âyetleri yani insan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşması konusundaki âyetleri.

Allahû Tealâ diyor ki: “Fizik vücudun, nefsin, iradenin, Allah’ın teslimine müteallik âyetlerini görseler onların hiç birine inanmazlar.” Nitekim sonuç da ona göre geliyor. Çünkü Allahû Tealâ diyor ki: “İrşad yolunu görüp kabul etmemelerinin, gayy yolunu görüp kabul etmelerinin sebebi, bu insanların Allah’ın âyetlerinden gâfil olmaları ve Allah’ın âyetlerini tekzip etmeleri yalanlamalarıdır. Kim Allah’ın âyetlerini tekzip ederse, yalanlarsa, Allah’a ulaşmayı, Allah’a mülâki olmayı yalanlarsa, onların amelleri boşa gitmiştir.”

Öyleyse faydasız ilimden Allah’a sığınırız. Şimdi bu babtaki muhtevaya baktığımız zaman ne görüyoruz? Gördüğümüz şey açık ve kesindir. Bu insanlar, Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır. Hangi âyetlerden gâfil olanlar? Hidayete müteallik âyetlerden gâfil olanlar, irşad yoluna müteallik olan âyetlerden gâfil olanlar, Allah’a ulaşmayı dilemekten başlayan bir vetireden gâfil olan insanlar.

Böyle bir dizaynda Allahû Tealâ’nın âyetlerinden gâfil olan insanlara bakın. Hepsi uzuvlar itibariyle, kör, sağır, dilsizdir. Hepsi idrakleri itibariyle, işitemeyen, göremeyen ve idrak edemeyen insanlardır. Bu insanlara bakıyoruz. Bunlar kör, sağır, dilsizdir. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için 3 unsur da geçerlidir. Bu insanlar uzuvlar itibarıyla görmeyen gözlere, işitmeyen kulaklara, idrak etmeyen kalplere sahiptirler. Bu insanlar, hassaları itibariyle, görme hassası gışavetle örtülü olan, işitme hassası mühürlü olan, idrak hassası mühürlü olan insanlardır. Hepsinin müşterek özellikleri, sadece bir tek açıdan birbirine tam uyum sağlar: Allah’a ulaşmayı dilememeleri. Hepsi aynı hastalıktan malûldür; Allah’a ulaşmayı dilemezler.

Allahû Tealâ’nın söylediklerine dikkatle bakın:

-35/FÂTIR-22: Ve mâ yestevîl ahyâu ve lel emvât(emvâtu), innallâhe yusmiu men yeşâu, ve mâ ente bi musmiin men fîl kubûr(kubûri).
Ve hayy (diri) olanlar ve ölüler eşit olmaz. Muhakkak ki Allah, dilediğine işittirir. Ve sen, kabirlerde (mezarlarda) olanlara işittirici değilsin.

“Sen ölülere işittiremezsin. Onlar mezardaki ölüler gibidirler. Onların sana baktıklarını görürsün, seni gördüklerini zannedersin, onlar sana bakarlar ama seni görmezler.”

Onların Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’e sadece baktıklarını ve O’nu kendileri gibi birisi zannettiklerini ifade ediyor. Onu irşad makamı olarak, hidayet makamı olarak görmüyorlar, herhangibir insan olarak görüyorlar. Kur’ân-ı Kerim bu konuda diyor ki:

-25/FURKÂN-7: Ve kâlû mâli hâzer resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren).
Ve dediler ki: “Bu nasıl resûl ki, yemek yiyor ve çarşılarda dolaşıyor. Ona bir melek indirilseydi olmaz mıydı? Böylece onunla beraber uyarıcı olurdu.”

“Seni caddelerde, çarşılarda dolaşan, onlar gibi ekmek yiyen, yemek yiyen insanlarla konuşan bir insan olarak görüyor.”

Sadece herhangibir insan. Bu hicab-ı mesturenin, vakranın, ekinnetin alınması söz konusu mu? Elbette. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, dilediği zaman 3. basamaktadır. Derhal Allahû Tealâ onun kalbindeki bu durumu görür, işitir ve bilir. Hep kalbinize bakar. Allah’a ulaşma talebini, gördüğü, işittiği ve bildiği anda hepsi olur. Allahû Tealâ 4. basamakta derhal Rahmân esmasıyla tecelliye başlar:

Derhal kişinin gözlerindeki hicab-ı mestureyi alır.

Sonra görme hassalarındaki gışaveti alır.

Sonra kulaklarındaki vakrayı alır. Sonra işitme hassasının üzerindeki mührü alır.

Sonra kalbin mührünü açar. Yani ekinnetin üzerindeki mührü açar. Hem uzvun üzerindeki hem de ekinnetin üzerindeki mührü açar ve kişinin kalbine o zaman îmân girer. Îmân girdiği için de küfür kalbi terk eder.

Dikkat edin, îmân kelimesi girmez, îmânın kendisi kalbe girer. Allahû Tealâ diyor ki:

-49/HUCURÂT-14: Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tû’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîûllâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: “Teslim olduk.” deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûlü’ne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”

Allahû Tealâ niçin böyle söylüyor? Çünkü onlar Allah’a ulaşmayı dilememişlerdir. Dilemedikleri için kalplerinin içine îmân girmemiştir. Îmân girmediği için de küfür kalpten dışarıya çıkmamış, alınmamıştır. Dikkat edin, küfür kelimesinin, kalbinizdeki muhtevası dikkatle üzerinizde durmanız lâzımgelen bir muhtevadır. Kalbinizden çıkan şey küfürdür, kalbinize giren şey îmândır. Ne zaman kalbinize îmân girer?

Allah’a inanıyorsunuz.

İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşmasına inanıyorsunuz

Bunu üzerinize farz olduğunu inanıyorsunuz.

Bu 3 unsur varsa Allahû Tealâ harekete geçer. Gözlerinizden hicab-ı mestureyi, kulaklarınızdan vakrayı, kalbinizden ekinneti alır. Bunlar uzuvlarınız üzerindeki engellerdir. Sonra görme, işitme ve idrak etme hassalarınızın üzerindeki engelleri alır. Kalbinizdeki ekinneti aldıktan sonra yerine ihbat koyar. Yani Allahû Tealâ tam 7 tane işlev yapar. Bu 7 işlevi yaptığı için, size 7 tane furkan verildiği için bir hedefe yürürsünüz. Bu 7 furkan sizi bir yere ulaştırır. Allahû Tealâ her furkanda günahlarınızın 1/7’ini örterek, 7 furkanda bütün günahlarınızı örter.

-8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Allahû Tealâ sadece, furkan verir demiyor. “Furkan verir ve günahlarınızı örter. Gafletten kurtulursunuz. Gâfil olmaktan kurtulduğunuz yer, burasıdır. İşte bu noktadan itibaren, işiteceksiniz ve davete icabet edeceksiniz.” diyor.

Bu noktaya kadar gene bir davete icabet ettiniz. İcabet ettiğiniz davet neydi? Allah’a ulaşmayı dilemek davetiydi. İcabet ettiniz, Allahû Tealâ 7 tane furkanla ve günahlarınızı örtmekle sizi yeni bir merhaleye ulaştırdı. Burada Allahû Tealâ’nın 2. davetine icabet ediyorsunuz. Hem irşad makamını, irşad makamı olarak görüyorsunuz. Hem söylediklerini işitiyorsunuz hem de idrak ediyorsunuz. Yani artık, Allah’a ulaşmayı dilemek davetine icabet etmeyi aştınız. Nereye ulaştınız? Allah’a ulaşmayı dilemek davetini aştınız. Allah’a ulaşma davetine icabet edecek bir seviyeye ulaştınız. Davete, Allah’a ulaşma davetine işitenler icabet eder. İşitmeden evvel ne yaptınız?

Allah’a inandınız.

Allah’a insan ruhunun ölmeden ulaşmasına inandınız

Bunun üzerinize farz olduğuna inandınız.

Bu üç inanç, Allahû Tealâ’nın Rahmân esmasının tecellisine sebebiyet verdi ve Allahû Tealâ 7 tane furkanla sizin engellerinizi yok etti. Engelleri yok edince, işitmeye, görmeye ve idrak etmeye başladınız. İşte bu sebeple artık irşad makamına ulaşmak için Allahû Tealâ yardımcı olacaktır.

Bu noktadan itibaren, Allah’a ulaşmayı dilemeyi aştınız, Allah’a ulaşmak istikametinde harekete geçtiniz. İşte böyle bir dizaynda, Allah göğsünüzden kalbinize bir nur yolu açar. Zikir yaptığınız için kalbinize %2 Allah’ın rahmeti girecek ve bu rahmet nefsimizin kalbinde kalıcı olarak Allah’ın Rahmân esmasının alâmetifarikası olarak yerleşir. Sonra nefsimizin kalbindeki %2 nur birikimiyle huşûya ulaşır. Huşûya ulaştığınız zaman, emin olacaksınız ki, Allahû Tealâ size mürşidinizi gösterir. Hacet namazı kılacaksınız ve irşad makamına ulaşırsınız.

Tâbiiyetinizle beraber 7 tane ni’met alacaksınız. Sonra da ruhunuz Allah’a ulaşacak. Öyleyse 1. davet, Allah’a ulaşmayı dilemeye davettir. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allahû Tealâ ona mutlaka furkan verir. O kişi işitir. İşitmeye, bilmeye, görmeye başlar. İşitmeye, görmeye ve idrak etmeye başlar. Böyle bir dizaynda o kişi bir yerlere ulaşır. Böylece 2 davete de icabet etmiş olursunuz.

Peki, bu Allah’a ulaşma konusundaki davete icabet eden kişinin özelliği nedir? O kişi 4. unsuru da kazanmıştır. Bu noktadan itibaren ruhunu Allah’a ulaştıracağından emin olan bir kişidir. Bu kişi huşû sahibidir. Öyle bir huşû sahibidir ki; Allahû Tealâ onlardan şöyle bahsediyor:

-2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

“Onlar yakîn hasıl ederek kesin şekilde inanırlar ki; ölmeden evvel ruhlarını Allah’a ulaştıracaklardır. Ölümden sonra tekrar ruhlarının Allah’a döneceklerine yakîn hasıl ederek, kesin şekilde, mutlak surette inananlardır.

Böylece hem 1. davete icabet ettiniz, Allah’a ulaşmayı dilediniz hem de 2. davete icabet ettiniz, Allah’a ulaşmak için harekete geçtiniz. Esasen irşad makamına ulaşıp tâbiiyetiniz gerçekleştiği an nefs tezkiyesine başlarsınız. Ruhunuz vücudunuzdan ayrılır, Allah’a doğru yola çıkar ve Allah’a doğru yola çıkan birisi olursunuz. Allahû Tealâ ruhunuzu mutlaka Kendisine ulaştırır. Artık sağır değilsiniz, dilsiz değilsiniz, kör değilsiniz, idraksiz değilsiniz. Bütün engeller alınmıştır. Dalâletten de küfürden de şirkten de fısktan da hüsrandan da kurtulmuş olursunuz.

Hepinizi hem cennet saadetine hem dünya saadetine ulaştırmasını Yüce Rabbimizden niyaz ederek, dualar ederek sözlerimizi inşaallah burada tamamlamak istiyoruz.

 

Hidayet Allah'a ulaşmaktır

Bakara Suresi 120. Ayet kul inne hudâllâhi huvel hudâ De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”

kul: de, söyle  
inne: muhakkak ki, hiç şüphesiz  
hudâllâhi (hudâ allâhi): Allah'ın hidayeti, Allah'a ulaşmak  
huve: o  el hudâ: hidayettir

Ali Imran Suresi 73. Ayet kul innel hudâ hudallâhi De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.)

kul: de, söyle  inne el hudâ: muhakkak ki hidayet (Allah'a ulaşmak) 
hudâ allâhi: Allah'ın hidayetidir (Allah'ın Kendisine ulaştırmasıdır)


Ey Yüce Allah'ım, beni de ermiş evliyalarından kıl. Milyonlarca ermiş evliya sana ulaşmayı diledi ve sen onların ruhlarını kendine ulaştırdın. İşte bende öyle bir evliya olmak istiyorum. Bunu Kuran-ı Kerim'de son derece kolaylaştırmışsın. " Bir tek talebiniz kafidir, bunun için yapacağınız şey sadece bunu benden dilemektir" diyorsun Yarabbi! İşte diliyorum Yüce Allah'ım. Ben ruhumu sana ulaştırmak ve senin ermiş Evliyan olmak istiyorum. Eğer dileğim kalbi değilse bana kalbi dilek yapmayı nasip kıl. "Allah’ım ben ruhumu sana mutlaka ulaştırmayı diliyorum”.
Kim yukarıda ki dua'yı dilden değil kalpten söylerse işte o derecede üst boyutta bir kul olacaktır. Allahu Teala onu dünya ve cennet saadetine mutlaka ulaştıracaktır.

Peygamberlik iftirasına cevap

Ahlat ağaçları

Hidayet Nedir?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 15 Haziran 2010 yılına ait takvim yaprağının ön yüzünü görmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

http://www.diyanet.gov.tr/yayin/diyanet_takvimi/ankara2010/haziran.pdf

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 15 Haziran 2010 yılına ait takvim yaprağının arka yüzünü görmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:
http://www.diyanet.gov.tr/yayin/diyanet_takvimi/arka2010/Haziran.pdf

Valid XHTML 1.0 Transitional CSS ist valide!

porno 

Jeb Bush cuts back on costs amid fears over his fund-raising ability Jeb Bush Former Florida governor Age on Election Day: 63 Religion: Catholic Base: Moderates Résumé: Former Florida governor and secretary of state. Former co-chair of the Barbara Bush Foundation for Family Literacy. Education: B.A. University of Texas at Austin. Family: Married to Columba Bush (1974), with three adult children. Noelle Bush has made news with her struggle with drug addiction, and related arrests. George P. Bush was elected Texas land commissioner in 2014. Jeb's father George H.W. Bush was the 41st President of the United States, and his brother George W. Bush was number 43. Claim to fame: Jeb was an immensely popular governor with strong economic and jobs credentials. He is also one of just two GOP candidates who is fluent in Spanish. pre bonded hairAchilles heel: Bush has angered conservatives with his permissive positions on illegal immigration (saying some border-crossing is 'an act of love) and common-core education standards. His last name could also be a liability with voters who fear establishing a family dynasty in the White House. Chris Christie New Jersey governor Age on Election Day: 54 Religion: Catholic

Base: Establishment-minded conservatives Résumé: Governor of New Jersey. Former U.S. Attorney for the District of New Jersey. Former Morris County freeholder and lobbyist. Governor of New Jersey. Former U.S. Attorney for the District of New Jersey. Former Morris County freeholder. Former statehouse lobbyist. Education: B.A. University of Delaware, Newark, J.D. Seton Hall University. Family: Married to Mary Pat Foster (1986) with four children. Claim to fame: Pugnacious and unapologetic, Christie once told a heckler to 'sit down and shut up' and brings a brash style to everything he does. That includes the post-9/11 criminal prosecutions of terror suspects that made his reputation as a hard-charger. Achilles heel: Christie is often accused of embracing an ego-driven and needlessly abrasive style. His administration continues to operate under a 'Bridgegate' cloud: At least two aides have been indicted in an alleged scheme to shut down lanes leading to the George Washington Bridge as political retribution for a mayor who refused to endorse the governor's re-election. Carly Fiorina Former tech CEO Age on Election Day: 62 Religion:      Episcopalian Base: Conservatives Résumé: remy hair extensionsFormer CEO of Hewett-Packard. Former group president of Lucent Technologies. Former U.S. Senate candidate in California. Education: B.A. Stanford University. UCLA School of Law (did not finish). M.B.A. University of Maryland. M.Sci. Massachusetts Institute of Technology. Family: Married to Frank Fiorina (1985), with one adult step-daughter and another who is deceased. She has two step-grandchildren. Divorced from Todd Bartlem (1977-1984). Claim to fame: Fiorina was the first woman to lead a Fortune 20 company, something that could provide ammunition against the Democratic Party's drive to make Hillary Clinton the first female president. She is also the only woman in the 2016 GOP field, making her the one Republican who can't be accused of sexism. Achilles heel: Fiorina's unceremonious firing by HP's board has led to questions about her management and leadership styles. And her only political experience has been a failed Senate bid in 2010 against Barbara Boxer. Lindsey Graham South Carolina senator Age on Election Day: 61

Religion:        Southern Baptist Base: Otherwise moderate war hawks Résumé: U.S. senator. Retired Air Force Reserves colonel. Former congressman. Former South Carolina state representative. Education: B.A. University of South Carolina. J.D. University of South Carolina Law School. Family: Never married. Raised his sister Darline after their parents died while he was a college student and she was 13. Claim to fame: Graham is a hawk's hawk, arguing consistently for greater intervention in the Middle East, once arguing in favor of pre-emptive military strikes against Iran. His influence was credited for pushing President George W. Bush to institute the 2007 military 'surge' in Iraq. Achilles heel: Some of his critics have taken to call him 'Grahamnesty,' citing his participating in a 2013 'gang of eight' strategy to approve an Obama-favored immigration bill. He has also aroused the ire of conservative Republicans by supporting global warming legislation and voting for some of the president's judicial nominees. Bobby Jindal Louisiana governor perruques cheveux naturelsAge on Election Day: 45 Religion: Catholic Base: Social conservatives Résumé: Governor of Louisiana. Former congressman. Former Assistant Secretary of Health and Human Services for Planning and Evaluation. Former Secretary of the Louisiana Department of Health and Hospitals. Education: B. Sci. Brown University. M.Litt. New College at Oxford University Family: Married to Supriya Jolly (1997), with three children, each of whom has an Indian first name and an American middle name. Bobby Jindal's given name is Piyush. Claim to fame: Jindal's main source of national attention has been his strident opposition to federal-level 'Common Core' education standards, which included a federal lawsuit that a judge dismissed in late March. He is also outspoken on the religious-freedom issues involved in mainstreaming gay marriage into the lives of American Christians. Achilles heel: During his first term as governor, Jindal signed a science education law that requires schools to present alternatives to the theory of evolution, including religious creationism. His staunch defense of businesses that want to steer clear of providing services to same-sex couples at their weddings will win points among evangelicals but alienate others. George Pataki Former New York governor Age on Election Day: 71

Religion : Catholic Base : Centrists Résumé: Former governor of New York. Former New York state senator and state assemblyman. Former mayor of Peekskill, NY. Education: B.A. Yale University. J.D. Columbia Law School. Family: Married to Libby Rowland (1973), with four adult children. Claim to fame: Pataki was just the third Republican governor in New York's history, winning an improbable victory over three-term incumbent Mario Cuomo in 1994. He was known for being a rare tax-cutter in Albany and was also the sitting governor when the 9/11 terror attacks rocked New York CIty in 2001. Achilles heel: While Pataki's liberal-leaning social agenda plays well in the Empire State, it won't win him any fans among the GOP's conservative base. He supports abortion rights and gay rights, and has advocated strongly in favor of government intervention to stop global warming, which right-wingers believe is overblown as a global threat. Marco Rubio Florida senator Age on Election Day: 45 perruques cheveuxReligion:          Catholic Base: Conservatives Résumé: US senator, former speaker of the Florida House of Representatives, former city commissioner of West Miami Education: B.A. University of Florida. J.D. University of Miami School of Law. Family: Married to Jeanette Dousdebes (1998), with two sons and two daughters. Jeanette is a former Miami Dolphins cheerleader who posed for the squad’s first swimsuit calendar. Claim to fame: Rubio's personal story as the son of Cuban emigres is a powerful narrative, and helped him win his Senate seat in 2010 against a well-funded governor whom he initially trailed by 20 points. Achilles heel: Rubio was part of a bipartisan 'gang of eight' senators who crafted an Obama-approved immigration reform bill in 2013 which never became law – a move that angered conservative Republicans. And he was criticized in 2011 for publicly telling a version of his parents' flight from Cuba that turned out to appear embellished. Donald Trump Real estate developer Age on Election Day: 70 Religion: Presbyterian Base: Conservatives Résumé: Chairman of The Trump Organization. Fixture on the Forbes 400 list of the world's richest people. Star of 'Celebrity Apprentice.' Education: B.Sci. Wharton School of the University of Pennsylvania Family: Married to Melania Trump (2005). Divorced from Ivana Zelníčková (1977-92) and Marla Maples(1993–99). Five grown children. Trump's father Fred Trump amassed a $400 million fortune developing real estate. Claim to fame: Trump's niche in the 2016 campaign stems from his celebrity as a reality-show host and his enormous wealth – more than $10 billion, according to Trump. Because he can self-fund an entire presidential campaign, he is seen as less beholden to donors than other candidates. He has grabbed the attention of reporters and commentators by unapologetically staking out controversial positions and refusing to budge in the face of criticism. Achilles heel: Trump is a political neophyte who has toyed with running for president and for governor of New York, but shied away from taking the plunge until now. His billions also have the potential to alienate large swaths of the electorate. And his Republican rivals have labeled him an ego-driven celeb and an electoral sideshow because of his all-over-the-map policy history – much of which agrees with today's Democrats – and his past enthusiasm for anti-Obama 'birtherism.'

Chris Rock's 33-year-old girlfriend Megalyn Echikunwoke flashed a diamond ring on her wedding finger on Saturday evening while at the Apollo in the Hamptons 2016 party in New York City. The timing is interesting as the next day the comedian finalized his divorce from wife of 20 years, Malaak Compton-Rock. The ring - a yellow gold double band with a small diamond - could be an engagement ring. As PageSix revealed on Thursday, a friend shared a clear image of the ring and added it was time to celebrate 'new beginnings,' strongly suggesting the standup could be on his way to another marriage. Bling it on! Chris Rock's girlfriend Megalyn Echikunwoke flashed diamond ring on wedding finger on Sunday the night before his divorce was finalized from wife of 10 years Malaak 'Last night we celebrated new beginnings . . . #lovewins,' the unidentified friend wrote in the caption. The site pointed out Echikunwoke seemed to take a dig at Malaak when she replied 'Bye, Felicia,' which is a catchphrase that pretty much translates to 'don't let the door hit you on the way out,' only not as polite. A friend added crying-laughter emojis. They look good together: The standup and Echikunwoke at the Governor's Ball at the 88th Academy Awards back in February; she does not appear to have the ring on here lace front wigsThe post was then taken down. The beauty glowed as she held onto Rock, who was also in great spirits. She had on a lovely floral-print dress with spaghetti straps and her hair was worn down over her bare shoulders. A source told PageSix, 'she always wears that ring,' which appears to be true as she has had it on several times in the past six months. They have been dating for one year and she lives at his New Jersey home. The last one: Rock and Malaak back in 2014; they have two daughters together and have raised an adopted daughter as well His rep then said Chris was '100 percent' not engaged. On Monday Chris and Malaak both appeared in a New Jersey courtroom to finalise the split, reported TMZ. The 51-year-old comic actor and his wife - who have been separated since 2014 -have two daughters Lola Simone, 14 and  Zahra Savanna, 12. Chris and Malaak Compton-Rock also appear to have been raising eight-year-old Ntombi, who first came to live with them from South Africa when she was six months old, according to the website, although details are unclear. In divorce papers, Malaak listed Ntombi-futhi Samantha as a dependent along with the Rocks’ two biological daughters. The kids: Chris with Malaak and children Lola, Zahra Savanna and Ntombi at the Madagascar 3: Europe's Most Wanted premiere in NYC in 2012 She stated that in addition to their two children, there is a child 'who has resided with the parties since before her first birthday.' But rather mysteriously, a spokesman for Chris told TMZ he does not have an adopted child. TMZ previously reported that back in 2008, the family took in Ntombi who remained in their house and was subsequently enrolled in a local school. She mingles with the big guns: Chris and Megalyn with Harvey Weinstein at the Apollo party The site added that the girl's parents were thought to be unemployed and from South Africa, although it is not known why she was living with the Rock family. They add that when Chris and Malaak began divorce proceedings, Chris maintained contact with his two biological daughters. However their divorce case is sealed so it is not known what settlement was reached. Meanwhile, Chris began dating actress Megalyn earlier this year. Megalyn, who has had recurring roles in 24, ER, CSI Miami, The 4400, 90210 and Damien, was most recently featured as the animal-powered Vixen in the TV series Arrow.

Madonna surprised fans with an unexpected appearance at a 25th anniversary screening of her documentary Truth Or Dare on Wednesday. The superstar showed up at the event held at the Museum of Modern Art in Manhattan to the delight of the 400 or so in the audience. The 58-year-old pop culture icon shared a couple of photos on her Instagram showing her standing between two on-screen images of herself from her Blond Ambition tour of 1990. 'Surreal moment!' she wrote alongside the picture. Scroll down for video 'Surreal moment!' Madonna surprised fans at a 25th anniversary screening of documentary Truth Or Dare and posed next to images of herself from the 1990 Blond Ambition Tour Madonna: Truth Or Dare was first released in May 1991 and followed the Material Girl on tour and showed her behind-the-scenes with then-boyfriend Warren Beatty, praying with her backup dancers and facing arrest for public indecency at her concert in Toronto, Canada. 'So many freedoms we take for granted that we did not have then. Thank you Alek Keshishian. We changed history with this film.!' Madonna wrote. cosplay wigsKeshishian directed the film that was shot in black and white. Who's that girl? The pop icon, who just turned 58, delighted the 400 or so fans gathered to watch the film at the museum Of Modern Art in Manhattan on Wednesday Demure: Madonna wore an off-he-shoulder red dress with white floral detailing and cinched at the waist with a black band for her surprise appearance Sharing 'a kiki': She was accompanied by her daughter Lourdes 'Lola' Leon, 19 In a second photo shared via her Instagram, she's seen sharing 'a kiki' with daughter Lourdes Leon or Lola as she calls her. Madonna wore a red off-the-shoulder dress with a flounce neckline and black spaghetti straps. The frock features white floral detailing, half-sleeves and was cinched under the bust with a black band. She added a matching black and white floral patterned purse and wore her signature blonde hair styled in loose waves to her shoulders. Madonna had just returned from a birthday trip to Cuba with Lola, 19, and adopted children, 10-year-olds David and Mercy. Truth Or Dare AKA In Bed With Madonna showed behind-the-scenes footage of the singer including candid moments with then-boyfriend Warren Beatty and prayer circles with her dancers Getaway: Madonna recently celebrated her 58th birthday with a trip to Cuba accompanied by daughter Lola, 19, and her adopted children David and Mercy, both 10